Bugun...


Halise TEKBAŞ

facebook-paylas
GENÇLİK EVLENEMİYOR, TÜRKİYE YAŞLANIYOR: GELECEĞİMİZ SESSİZCE ERİYOR
Tarih: 28-08-2026 16:46:00 Güncelleme: 28-08-2026 16:46:00


​Bir ülkenin en büyük zenginliği, geleceğe umutla bakan, taze fikirler üreten, yuva kurup çoluğa çocuğa karışan dinamik gençliğidir. Lakin bugün Türkiye’nin üzerine adeta ölü toprağı serpilmiş gibi; sokaklarımız, mahallelerimiz sessizleşiyor. Üniversiteyi bitiren pırıl pırıl gençlerimiz diplomalarını ellerine alıyor ama iş bulamıyor. İş bulabilenler ise asgari ücretle geçinmenin, bir ev kirasını ödemenin imkansızlığı altında eziliyor. Bırakın düğün yapmayı, evdeki tencereyi kaynatamayacak duruma gelen gençler, evlilik hayallerini geleceğe değil, adeta başka bir bahara bile değil, tamamen rafa kaldırmak zorunda kalıyor.

​Oysa madalyonun öbür yüzünde çok daha büyük, çok daha sessiz bir felaket kapıda bekliyor: Türkiye nüfusu hızla yaşlanıyor.

​Evlilikler azaldıkça, doğum oranları tarihin en düşük seviyelerine geriliyor. Genç nüfusuyla övünen bu ülke, önümüzdeki yıllarda hızla yaşlı bir nüfusa teslim olma tehlikesiyle karşı karşıya. Yuva kurulamayan, geleceğinden endişe eden bir toplumda nüfus dinamizmi dinamitleniyor. Gençler ekonomik çıkmaz yüzünden evlenemezken, bu ülkenin yarınlarını kim sırtlayacak? Yaşlanan nüfusa kim bakacak?

​Sorun sadece bireysel bir geçim sıkıntısı değildir; bu durum doğrudan milli bir gelecekte var olma ya da yok olma meselesidir. Gençlerin iş bulamadığı, evlenemediği, ev kiralayamadığı bir ekonomik düzen, sadece bugünü değil, bu milletin yarınlarını da ipotek altına almaktadır. Eğer devlet akılcı, güçlü politikalarla bu ekonomik uçuruma dur demezse, gençlerin elinden tutmazsa, korkarım ki yarın çok geç olduğu gibi çok sessiz bir ülkeye dönüşeceğiz.

​Şöyle bir pencereden dışarıya baktığımızda, insanımızın omuzlarındaki yükün her geçen gün biraz daha ağırlaştığını, adeta görünmez bir demir leblebinin boğazlara tıkandığını görüyoruz. Dünyanın dört bir yanında rüzgârlar sert esiyor, lakin bu krizin çarkları arasında ezilen hep dar gelirli, hep emekçi, hep toprağını karnında besleyen köylü oluyor. Bugün mutfaktaki tencerenin kapağını çoktan uçuran hayat pahalılığı, çarşıyı pazarı yangın yerine çevirdi. Enflasyon kâğıt üstünde yüzde olarak uçuşurken, mahalle bakkalının tezgahında, marketin kasasında can yakmaya devam ediyor.

​KİRALARIN VE ÜRETİMİN GETİRDİĞİ ÇIKMAZ

​Bu yangının en büyük körükleyicisi ise durmak bilmeyen akaryakıt zamları ve astronomik kiralar. Nakliye pahalı olunca tarladaki domatesin dağ gibi büyümesi yetmiyor; şehre gelene kadar fiyatı üçe katlanıyor. Büyük şehirlerde barınma krizi artık tam anlamıyla bir insanlık dramı. Asgari ücretin veya emekli maaşının tamamını verseniz bile başınızı sokacak insani bir yuva bulmak imkânsızlaştı.

​Tablonun diğer acı yüzü ise üretim tezgahıdır. Gübreye, tohuma gelen zamlar altında ezilen çiftçi tarlasında kontak kapatırsa, şehirdeki sofralar da boş kalır. Köylü kendi toprağının garibi, emekçi ise fatura borcuyla boğuşan bir yoksul yapıldı.

​EYLÜL'ÜN OKUL ÇİLESİ VE ERTELENEN HAYATLAR

​Geçim derdiyle boğuşan aileler için Eylül ayı gelip çattığında tablo başka bir kabusa evriliyor. Eskiden sonbaharın tatlı telaşı olan Eylül, bugün dar gelirli için borçlanma sezonuna döndü. Kırtasiye etiketleri el yakıyor, servis ücretleri kiralarla yarışıyor. Beslenme çantasını dolduramayan ebeveynin boynu bükük kalıyor.

​Tüm bu ekonomik çıkmaz, geleceğimiz olan gençleri de kıskacına almış durumda. Üniversite mezunu pırıl pırıl gençlerimiz iş bulamıyor; iş bulabilenler ise bırakın evlenmeyi, başını sokacak bir evin kirasını ödeyemiyor. Yuva kurma hayalleri, düğün masrafları ve hayat pahalılığı yüzünden sürekli erteleniyor. Gençlerin evlenemediği, geleceğe umutla bakamadığı bir toplum, kendi yarınlarını tüketiyor demektir.

​ÇARE NEREDE?

​Ekonomi, parası olanların servetine servet katması için değil; bu ülkede yaşayan her bir insanın insanca, haysiyetli bir ömür sürmesi için yönetilmelidir. Üretimi desteklemeden, tarımı ayağa kaldırmadan, kiraları ve temel ihtiyaçları makul seviyelere çekmeden bu yangın söndürülemez. Unutulmamalıdır ki bir ülkenin gerçek zenginliği; tarlasında üreten köylüsü, okuluna neşeyle giden çocuğu ve yuvasını kurabilen mutlu gençliğidir.

 

 

 

 

 



Bu yazı 173 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI