Bugun...


ALPER AKÇAM

facebook-paylas
Hey gidi koca çınar
Tarih: 07-07-2026 21:54:00 Güncelleme: 07-07-2026 21:54:00



Türkiye, halkını seven, ülkesini seven, halkının ve ülkesinin geleceğini düşünerek bir dava insanı olan ve özverili bir yaşam süren aydınlarının değerini bilemediği, onların yerine inanç istismarı yapan, yalan dolanla gemisini yürüten bezirgânları alkışlayıp başa getirdiği, kendi çıkarları ve makam hırsları için onların yanında ihanete sürüklenmiş butlancı birilerini içinden silip atamadığı için bir türlü coğrafyasının olanaklarını kullanamamış ve hep sıkıntılar içinde kalmış bir ülkedir.
Değeri bilinmeyen ve acımasızca kıyımlara uğratılan aydınlar arasında Rıfat Ilgaz adı da başlarda gelir… 2 Temmuz tarihi nasıl Sivas’ın acımasız, hain aydın kırımı için bir milat olduysa, sonrasında arka arkaya gelen 3 Temmuz Kemal Sunal, 6 Temmuz Aziz Nesin, 7 Temmuz Rıfat Ilgaz tarihleri de bir ülkenin gülen yüzüne, özgürlüğüne inmiş darbeler gibi derin izler açmış günlerdir. 
Rıfat Ilgaz ile 1992 yılının Haziran ayı sonlarında Karabük’te tanışmıştım. Bir akşam da evimde konuğum oldu… Çok geçmedi, Sivas kırımı yaşandı. Yakın dostu Asım Bezirci’ye ve orada yakılan, dumanda boğulan aydınların acısına dayanamadı yüreği, koca çınar çekip gitti yaşamdan… O akşam otomobille eve doğru giderken ve ev söyleşisinde hemen tümünü okumuş olduğum kitapları üzerine konuştum. Yarı bilinçli bir okur olarak o gün söylediğim bir sözün utancı hâlâ durur içimde… “Siz,” demiştim “Gülmeceyi sınıf savaşımı içerikli yazın çabanızın üstünü örtmek, azıcık gizleyebilmek amacıyla kullanıyorsunuz sanırım…”
Biraz düşünmüş, sonra da gülümseyip susmuştu o akşam… Aradan sekiz on yıl geçtikten, ben Mihail Bahtin’in Rönesans ve Dostoyevski çalışmalarıyla tanıştıktan sonra anlayabildim o gün yaptığım hatayı… Kuşkusuz Rıfat Ilgaz da o güne kadar yapıtları Türkçe’ye çevrilmemiş Bahtin’i okumamıştı; Halk Gülmece Kültürü’nün ciddi dilli yapıtları solda sıfır bırakacak muhalif gücünün kuramsal arka planını kitabi olarak o günlere kadar bizim dilimizce, edebiyatımızca aydınlatılmamıştı… Rıfat Ilgaz da, içindeki itirazı çok biçimlendirmeden belki, susarak ve gülümseyerek bana tamamen katılmadığını belirtmekle yetinmişti.
Keşke diyorum Rıfat Ilgaz sağ olsa da yeniden konuşabilsek o ölümsüz yapıtları üzerine, gülmeceyi kullanan edebiyatın devrimci yenileştiriciliği, değiştirme gücü üzerine… 
Rıfat Ilgaz’ın da yönetici ve yazarı olduğu Marko Paşa, günlük 60.000 satışla inanılmaz bir tiraja ulaşmıştı. Yakın dostu Asım Bezirci, dönemin Türkiye nüfusu, Cumhuriyet Gazetesi’nin günlük 17.000’lik gibi satışlarını göz önünde bulundurularak bu rakamın doksanlar Türkiyesi için yaklaşık 500.000’e denk düşeceğini söyler. (Asım Bezirci, Rıfat Ilgaz, s. 44) Günümüz için bu sayı milyonlarla ölçülmelidir…
     Bahtin’in grotesk halk kültürünün yazınsal alana taşınmasında çok önemli bulduğu yarı komik-yarı ciddi türlerle ilgili çalışmaları göz önüne alındığında, bizim kültürümüz ve kendi dönemi içinde Rıfat Ilgaz adı örnek bir seçim gibi durur.  Sarı Yazma, Karartma Geceleri, Karadeniz’in Kıyıcığı’nda gibi gülmecenin geri planda kalmış göründüğü yapıtlar dışında, çoğunluğu açıktan patlayan bir kahkahayla yapılanmış birçok ürün vermiştir Rıfat Ilgaz. Hababam Sınıfı gibi içerdiği halk kültürü grotesk imgelemiyle gücünü her gün bir kez daha gösterebilen bir başyapıt dışında, Hababam Sınıfı’nın çeşitli alanlarda yenilenen serüvenleri, Pijamalılar, Hoca Nasreddin ve Çömezleri, Meşrutiyet Kıraathanesi, Apartıman Çocukları gibi romanlar, Çalış Osman Çiftlik Senin, Nerede O Eski Ustalar, Sosyal Kadınlar Partisi, Rüşvetin Alamancası, Donkişot İstanbul’da, Radarın Anahtarı gibi öykü kitaplarını, Hababam Sınıfı oyunlarını, gülmecenin önde olduğu birçok çocuk romanını sayabiliriz…
     1946 – 1950 yılları arasında Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’ın çabalarıyla çıkarılan Marko Paşa; Sabahattin Ali’nin öldürülmesinden ve derginin yasaklamalardan sonra Hür Markopaşa, Yedi Sekiz Hasan Paşa, Malumpaşa, Merhumpaşa gibi adlarla da yayın yaşamını sürdürmüştü. Gülmece dergilerinde yazıişleri müdürlüğü yaparak önemli görevler üslenmiş Rıfat Ilgaz, Adembaba adlı dergiyi de tek başına çıkarmış ve buradaki yazılarından ötürü yargılanıp hüküm giymişti.
Edebiyatımızın Anadolu grotesk halk kültürüyle ilişkilendirilmesinde çok önemli bir yeri vardır Rıfat Ilgaz’ın. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın İstanbul yerleşkesinden, kentleşmiş boyutundan yazınsal alana taşıdığı halk kültürü, Rıfat Ilgaz’la Anadolu’nun özüne kavuşmuştur.
Yalnızca Hababam Sınıfı’nın kendisi bile, tek başına Rıfat Ilgaz’ın halk gülmece kültürünü, onun devrimci, şenlikçi, karnavalcı özünü ne kadar iyi kavramış olduğunun en açık göstergesi sayılabilir. Hababam Sınıfı’nda da diğer gülmece ağırlıklı yapıtların birçoğunda da yeme-içme şölenleri, grotesk halk kültürünün çok kullandığı bir öge olarak karşımıza çıkarlar. Yeme-içme, sidik-dışkı grotesk imgeleriyle iç içe geçmiştir. Sınıfın fazlaca yediği kuru fasulyeden sonra ortaya çıkan tablo bedenin altıyla üstünü bir araya getirir, olağanüstü gülünçleştirir. Mutfaktan çalınan bir kazan pilava hep birlikte kaşık sallanır, Sidikli Turan’a memleketten gelmiş leblebiler gizlice yağmalanır, Paytak Arif’in dolabındaki şekerlere dalınır, İnek Şaban’ın kestaneleri, cevizleri şölen havasında çalınıp dağıtılır.  Sidikli Turan yatağında da sınıfın ortasında da ıslatılır, yatağına işemiş duruma düşürülür.
Rıfat Ilgaz, Kastamonu’nun Cide ilçesinde, anasının bile tam anımsayamadığı bir kış günü yedi çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak dünyaya gelmiş, Kastamonu Muallim Mektebi’nden sonra kendisini içinde bulduğu devrimci dünya yurttaşlığı ile, halk gülmece kültürünü kendisine anahtar kılarak yeryüzünün karanlık köşelerine kocaman bir ışık tutmuş bir yazın ustası, bir büyük şair… Ne çok ihtiyacımız var bugün öyle güzel insanlara…
Gönlümüz ferah; o büyük ustaların izinden giden sanatçılar ters kelepçe yapılarak zindanlara atılmış olsa da Anadolu ve Urumeli Ortaçağ karanlığına boyun eğmeyecek. Nasreddin Hocalar’dan, Karagözlerden gelen o, zulme kıçıyla gülme geleneği sürecek. 
Işığın eksik olmasın üzerimizden koca usta; Sarı Yazmalar donatsın yollarımızı; Hababam Sınfları’nda çoğalsın çocukluğumuz...
Rıfat Ilgaz’ın anısına saygıyla

07 Temmuz 2026, Alper Akçam



Bu yazı 223 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI