Bugun...


Dr. ALPER AKÇAM

facebook-paylas
KARANLIĞIN AYDINLARI…
Tarih: 08-09-2026 21:16:00 Güncelleme: 08-09-2026 21:16:00


Dünyanın en güzel doğalarından birine sahip olan ülkemizin en büyük sorunu “insan”. Bu ülke ne çekiyorsa, doğurup koynunda beslediği insanlardan, onların bencilliğinden, ikiyüzlülüğünden çekiyor. Aydınlarımızı konu alan, “Gaflet ve Delalet” başlıklı yazımı sonradan “Beyaz Zambaklar Ülkesi”nde hakkında epeyce bilgi edindiğimiz Finli aydınlar ile bizim aydınlarımızı karşılaştırdığım bir yazı ile 78. Sayısı için “Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği”nin yayın organı olan Yeniden İmece dergimize gönderdim. Aynı yazı, yüklediğim “academia.edu
” adlı internet sayfasında hemen ilgi çeken yazılar arasına katıldı…
Karanlığın Aydınları ve yöremizde “çiğ süt emmiş” olduğundan güvenilmez bulunan kimi insanların ülkemizin doğasına olduğu kadar ülkesi için canla başla çalışan, onurlu olmayı, erdemle yaşamayı ilke edinmiş aydınlara da çok zararı oluyor. Ne yazık ki birçok konuda ya kişiliklerinin gereği, ya bir yerlerden gösterilen hedeflerle uğraşmayı kendilerine iş sayıyorlar. Böylece kendisini maddi bir çıkar sağlayan da oluyor belki, birine zarar verebildiği için kendisini tatmin olmuş hisseden de… Son bir yıldır bu sayfa da ağır bir saldırı altında. Bir kez tamamen ele geçirdiler; sayfamda yabancı gibi kaldım… Sonradan tekrar olaya hâkim olsam da sayfanın yapısı, yayının rengi değişti ve birdenbire “beğeni” ve “takip” sayısı düşmeye başladı. Arada bir benim bilgim dışında bir şeyler de ekleniyor yazı başlarına. Bu durumu birçok kez “sorun bildir”e yazdım ama bir gelişme olmadı. Geçen yıla göre beğeni bakımından tam yarı yarıya düşüş var. Takipçi artışı da çok duraladı. 65 yaş üstü takipçim çok ama bu kadar çok insanın yaşamdan ayrılmış olduğu düşünülemeyeceğine göre birileri benimle özel olarak uğraşıp amaçladıklarını gerçekleştirmiş durumdalar.
Geçtiğimiz yıl içinde en yakınımdaki insanlardan da anlaşılmaz tepkiler aldım; en çok da “bana teşekkür etmedin” eleştirisi içimi yakıyor. Ardahan’daki Dursun Akçam etkinliklerinde konuşma için kürsüye çıktığımda uzaktan gelen konuklarımıza teşekkür etmekten korkar hale geldim. Yıllardır benimle olan kimi arkadaşlar, hatta akrabalarım, konuşmada adlarını anmadığım, kendilerine de teşekkür etmediğim için beni eleştirip soğuk davranıyorlar. Bu yıl Ardahan’da yaptığımız bir toplantıda bir arkadaşa “Aç ayaklarını öpeceğim” demek zorunda kaldım. O duygusal çöküş içinde gerçekten de samimi idim; açsaydı, eğilip öpecektim.
Kendimi bildim bileli gece ve gündüz çalışıyorum. Son altı aydır “Umberto Eco” ile ilgili bir eleştirel kitap hazırlamaya çalışıyorum. Gerçekten de her babayiğidin yapabileceği bir iş değil. Çok güçlü bir kalem ve on binlerce sayfa tutan, dünyanın hemen tüm dillerine çevrilmiş bir külliyatı var. Yüzüp kuyruğuna geldim sayılır. Belki bir ay sonra yayınevleri mücadelesi aşaması gelecek. Piyasa belli; kimse basılır basılmaz yüzlerce satışa ulaşmayacak kitapları basmak istemiyor. Benim sorunum kitabın dağılması, satılması değil, basılması… Amin Maalouf için yazdığım kitap benim için bir onur belgesi. Benim kitabın basımından sonra yazdığı yeni eseri, “Batı Ve Hasımları” ile ilgili kaleme aldığım “Maalouf’un Labirenti” de Academia.edu
 
’da en çok okunanlar arasına girdi. Bu sayfada çok okunan ve indirilen yazılar arasında Ayfer Tunç’un “Suzan Defter”i en başta yer alıyor. On milyonlarca araştırmacının, öğretim üyesinin izlediği sayfada bu yazı sanıyorum 8500’ün üzerinde okunmuş, indirilmiş, kaynak gösterilmiş. Hemen arkasından Marqeuz’in “Kırmızı Pazartesi”si var. Üçüncü sırada Sabahattin Ali ve “İçimizdeki Şeytan”... Basılacak bir şeyler var mı diye soranlara vereceğim ilk yanıt, sayıları 140’a geçmiş bu “akademik” yazıların oluşturduğu, artık 2000 sayfalık bir tuğla gibi olacak bu kitap olabilir. Bunun gerçekleşebileceğine ilişkin bir umudum yok…
Yazarlık yaşamım otuz yıllık bir geçmişe oturdu. Önceleri kitaplarım çok dağılmıyor, çok okunmuyor diye üzülüyordum. O aşamayı çoktan geçtim. Artık gerçekten de “bileğinin hakkına” “www.academia.edu
 
” adlı sayfada “%0.5 ile yaz mevsimleri %2 arasında ‘en çok’ okunan yazar” olmayı başarmış bulunduğu için kendisiyle barışık bir kültür ve mücadele emekçisi sayılırım.
Bu arada toplantı çağrıları, söyleşiler, kitap imzaları da iyice azaldı. Burada ülkemizin içinde bulunduğu zor koşullar dışında bazılarının gözünde edindiğim “kötü şöhret”in de etkisi olabilir. 11 Temmuz 2026 günü Kars, merkez Boğatepe Köyü’nün etkinliğine davet ve izin için huzura çıkmış dostum İlhan Koçulu’ya, hiç tanımadığım, adını bile bilmediğim Kars valimiz benim konuşmacı seçilmiş olmamı çok da uygun bulmadığını söylemiş. O benim hakkımda ne öğrenmiş, beni nasıl tanır, hiç bilemem. Beni dinlemek ve izlemek için birilerinin görevlendirilmiş olduklarını da o günkü sohbette öğrendim. Acaba hakkımda nasıl raporlar verildi?
Umarım bu olumsuz gelişmeler yıllardır onurla kapısını açık tutmaya çalıştığımız “Dursun Akçam Kültürevi”ne de zarar vermez. Oradaki üye sayımız da çakılı kalmaya başladı.
Şimdi yaklaşık on dört yıldır her gün benim için çok değerli saatlerimi ayırdığım, toplumla ilişkimin aynası olan sayfa dostlarımdan daha çok destek ve yardım bekliyorum.
Ya bu deveyi güdeceğiz, ya bu diyardan gideceğiz! Gelin, kötülüğe boyun eğmeyelim.


Bu yazı 114 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI