Yirmi altı yılı aşkın geceli gündüzlü, binlerce ameliyat, yüz binlerce hasta muayenesi, üst üste uykusuz geçirilmiş günlerde uykusuz, yorgun yaşanmış bir hekimlik uğraşından sonra, Temmuz 2000’den sonra atıldığım kültür ve edebiyat ortamında da var gücümle çalışıyorum. Sayıları elliyi aşmış, binlerce kitabın altı çizilerek alınmış notlarından oluşan defterlerimde bana çok şeyler kazandıran bir tortu birikti. Hayata yeni anlamlar kazandırmış diyalektik tarihçilerden toplumbilimcilere, kuramsal yapıtlardan edebiyatın ve kültür dünyasının bilindik tüm kült eserlerine, birçok şeyi dağarcığıma katmaya çalıştım. Okumadan yazmaya kalkan, en basit dil kuramlarından habersiz bazı heveslilere örnek olmalı bu çaba…
Belki de biraz sivri dilli eleştirilerim, belki siyasal duruşum, belki benim yetersizliğim, uzun yıllar verilmiş bu emeğe karşın kitaplarımın piyasada çok da tanınıyor olmaması, kitapçılarda yapıtlarımın bulunmaması önceleri üzüyordu beni. Son on dört yılda sosyal medyada edindiğim okuyucu kitlesi, bunların arasından bana yol arkadaşlığı yapmaya gönüllü olmuş, başkanı olduğum, çok erdemli bir yol tutmuş vakfa da üye olarak katılmış dostlarımın varlığı yanında, hiçbir holdingin, televizyon ekranının sağlayamayacağı bir olgu olan, dünya çapında on milyonlarca araştırmacı ve öğretim görevlisinin üyesi bulunduğu “
academia.edu
” adlı sayfada sayıları yüz elliyi aşmış birçok farklı konudaki makale ve bildirimin “En iyi %1” de okunuyor olması benim için büyük onur. Son yirmi altı yılımda da güne ve çalışmaya uyanışım 02.30’dan 05.30 a değişen saatlerde oldu. Ardahan Ölçek köyündeki evimde kepenkleri geç saate kadar açmazdım. Aşağıda, yolun kıyısındaki evinde, doğan günle uyanmış Bibimoğlu Hafiz beni kahvaltıya ve sohbete çağırmadan önce biraz daha çalışayım diye ona karşı hainlik ederdim. Beş yıl önce toprağa verdik o güzel insanı. Köydeki evimin kepenklerini her gördüğümde kardeşim Hafiz’i anımsarım.
Umberto Eco (bütün aramalarıma karşın hakkında yazılmış bir eleştirel kitap bulamadım) ile ilgili kitabım yılbaşından önce Abis Yayınevi tarafından yayımlanacak. Bir yıla yakın zamanımı alan hummalı bir çalışmanın ürünü oldu. Okuduğum Eco kitapları bir kütüphane rafından taşmış durumda… Dünyanın bu karmaşık durumunda, ülkemiz bir karanlığa götürülmeye çalışılırken böyle bir çalışmanın ya da kitabın anlamı var mı acaba diye soranlara yanıtım, “Hem de çok var” olacak. Kültür tarihi, kimi aydınların hayata ihaneti bilinmeden insanlığın kendine açacağı yolun iyice aydınlanması da mümkün olmayacaktır.
Eco kitabından sonra “Öykü Diyarı 2” yayına hazırlanacak. Cumhuriyet Kitap da “Yolculuğum Sanadır İnsanlık” adlı gezi notlarını ve baskısı bitmiş iki kitabımı yayımlayacak.
Bu arada çağdaş dünyanın sanal dünya ve digital iletişim yerine yeniden kâğıt kaleme dönmeye başladığını da duyurayım. Finlandiya ve eğitimde önemli deneyimleri olan birçok ülkede genç kuşaklarla birlikte bilgisayar ekranı yerine, kitap, defter ve kaleme doğru yol alınıyor.
Bugün ülkemizde yaşanan tüm olumsuzluklara, Türkiye Cumhuriyeti’ni Ortaçağ ve Orta Doğu karanlığına sürüklemeye çalışan ikiyüzlü politikacılara karşın yaşam sevincimiz, geleceğe olan inancımız tükenmemeli. Mücadele, iyi, güzel doğru için verilecek çaba bizi ayakta tutacaktır.
Hepimizin kendi çapımızda yapabileceği bir şeyler olmalı…
Gününüz aydın olsun sevgili dostlar…