Bazen insanın söyleyecek o kadar çok şeyi olur ki, kelimeler boğazında düğümlenir. Uzun süre susarsın, anlayış gösterirsin, beklersin, affedersin. Her defasında “Biraz daha sabredeyim” dersin. Belki düzelir, belki değişir, belki bu kez kıymetim anlaşılır diye beklersin. Fakat bir gün gelir, insanın içinde biriken bütün cümleler tek bir sözde toplanır: Artık yeter.
Bu söz öfkenin değil, çoğu zaman tükenmişliğin sözüdür. İnsan her şeye kızdığı için değil, çok fazla sustuğu için söyler bunu. Defalarca kırılmış, defalarca görmezden gelinmiş, kendisini anlatmaya çalışmış ama anlaşılmamışsa, bir noktadan sonra konuşmanın da anlamı kalmaz. Çünkü insanı en çok yoran şey yaşadığı sıkıntı değil, aynı sıkıntıyı tekrar tekrar yaşamak zorunda kalmaktır.
Artık yeter demek, her şeyi bırakıp gitmek değildir. Bazen kendini korumaya karar vermektir. Seni sürekli üzen bir döngünün içinde yaşamamaya, aynı yarayı yeniden kanatmamaya, kendini başkalarının ihmallerine teslim etmemeye karar vermektir. Çünkü insanın kendisine de bir borcu vardır. O borcun adı, kendine sahip çıkmaktır.
Hep güçlü olmak zorunda değiliz. Her kırıldığımızda susmak, her haksızlık karşısında başımızı eğmek, herkesin yükünü omuzlamak zorunda değiliz. İyi insan olmak, kendini ezdirmek anlamına gelmez. Affetmek, yapılan her şeyi kabul etmek değildir. Sevmek, kendinden vazgeçmek değildir. Sabretmek ise sonsuza kadar aynı acının içinde beklemek hiç değildir.
Bazen “artık yeter” diyebilmek, insanın kendisine attığı en büyük adımdır.
Çünkü bazı insanlar sizin sessizliğinizi sabır değil, çaresizlik sanabilir. Her seferinde sustuğunuzda biraz daha ileri gidebilir, her kırgınlığınızı görmezden geldiğinizde sizi biraz daha incitebilirler. Oysa bir insanın da sınırı vardır. Kalbin de yorulduğu, sabrın da tükendiği, gözyaşlarının bile akacak yer bulamadığı zamanlar vardır.
Ve işte o noktada insan kendisine dönüp sormalıdır: “Ben daha ne kadar böyle yaşayacağım?”
Bu soru kolay değildir. Çünkü bazen alıştığımız şeylerden vazgeçmek, acı çekmekten bile daha zordur. İnsan kötü olduğunu bildiği bir yerde bile sırf alıştığı için kalabilir. Bildiği mutsuzluk, bilmediği özgürlükten daha güvenli gelebilir. Fakat insanın hayatı, alışkanlıklarının esiri olmak için verilmemiştir.
Bazen yeni bir başlangıç yapabilmek için önce bir şeylere son vermek gerekir.
Bir dostluğa, bir kırgınlığa, bitmeyen bir beklentiye, karşılığı olmayan bir çabaya, sürekli ertelenen bir hayale… Her son kötü değildir. Bazı sonlar insanı yeniden kendisine götürür. Bazı kapıların kapanması, başka kapıların açılmasına izin verir. Bazı insanları hayatından çıkarmak, yalnız kalmak değil; kendine yeniden yer açmaktır.
Artık yeter dediğin yerde kendini suçlama.
Belki çok sabrettin. Belki çok affettin. Belki defalarca aynı umutla yeniden başladın. Belki herkes için güçlü olmaya çalışırken kendi yorgunluğunu sakladın. Belki geceleri kimse görmeden ağladın, sabah olduğunda yüzünü yıkayıp hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ettin.
Kimse senin içinden geçenleri tam olarak bilmiyor olabilir.
Ama sen biliyorsun.
Hangi sözün seni kırdığını, hangi davranışın içindeki güveni yıktığını, hangi bekleyişin seni tükettiğini, hangi gecelerde kendini yalnız hissettiğini sen biliyorsun. Bu yüzden kendi acını küçümseme. “Daha kötüsü var” diyerek kendi yaralarını yok sayma. Her insanın taşıdığı yük kendisine ağırdır.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey, bir başkasının “Boş ver” demesi değil; kendi kendine “Ben artık böyle yaşamayacağım” diyebilmesidir.
İşte gerçek değişim orada başlar.
Kendini değersiz hissettiren insanların karşısında değerini kanıtlamaya çalışma. Seni anlamak istemeyen birine kendini anlatmak için ömrünü tüketme. Sürekli sen arıyorsan, sürekli sen soruyorsan, sürekli sen toparlıyorsan bir gün dur ve geriye çekil. Çünkü ilişkiler tek kişinin çabasıyla ayakta kalmaz.
Sevgi varsa emek de vardır.
Saygı varsa anlayış da vardır.
Değer varsa bunu hissettiren davranışlar da vardır.
İnsan sürekli “Acaba beni gerçekten önemsiyor mu?” diye düşünüyorsa, orada zaten büyük bir eksiklik vardır. Çünkü gerçek değer, insanı sürekli şüphe içinde bırakmaz. Bir insanın hayatındaki yerini anlamak için her gün sınava girmek zorunda kalmazsın.
Artık yeter demek bazen şudur: “Ben de varım.”
Benim de duygularım var.
Benim de sınırlarım var.
Benim de kırıldığım yerler var.
Benim de yorulduğum zamanlar var.
Benim de anlaşılmaya, sevilmeye ve saygı görmeye hakkım var.
Ve belki de en önemlisi, ben kendimi daha fazla ihmal etmeyeceğim.
Hayat, başkalarının bizi nasıl gördüğünden ibaret değil. İnsan önce kendi gözünde değerini korumalı. Çünkü herkes giderken bile insanın yanında kendisi kalır. Kendinden kaçamazsın. Kendini terk ettiğinde, dünyanın bütün kalabalıkları arasında bile yalnız kalırsın.
Bu yüzden artık yeter dediğinde korkma.
Korkma ki bazı insanlar seni yanlış anlayacak.
Korkma ki bazıları “Değiştin” diyecek.
Evet, belki değiştin.
Ama bazen değişmek, iyileşmenin başka adıdır.
Eskisi kadar susmuyorsan, eskisi kadar kendinden vazgeçmiyorsan, eskisi kadar herkesi memnun etmeye çalışmıyorsan bu kötü bir şey değildir. Belki de sonunda kendini dinlemeyi öğreniyorsundur.
İnsan büyüdükçe bazı şeyleri daha net görür. Her savaşa girmenin gerekmediğini, her söze cevap vermenin anlamsız olduğunu, herkesin sevgisini kazanmanın mümkün olmadığını, bazı insanların gitmesinin kayıp değil kurtuluş olduğunu öğrenir.
Ve bir gün anlar ki huzur, herkesi yanında tutmak değil; yanında kalanlarla kendin olabilmektir.
Artık yeter…
Bazen bu sözün ardından büyük bir sessizlik gelir. O sessizlikte insan kendisini dinler. Geçmişi düşünür, yaptığı hataları hatırlar, kaybettiklerini düşünür. Fakat sonra yavaş yavaş bir şey değişir. İçindeki ağırlık azalır. Çünkü artık karar vermişsindir.
Aynı acıyı tekrar yaşamayacaksın.
Aynı kapının önünde saatlerce beklemeyeceksin.
Sana değer vermeyenin peşinden kendini tüketmeyeceksin.
Kendi kalbini, başkalarının davranışlarına teslim etmeyeceksin.
Çünkü senin de güzel bir hayat yaşamaya hakkın var.
Her şeyin bundan sonra bir anda düzeleceğini kimse söyleyemez. Fakat bir şeyin değişmesi için bazen önce insanın kendi içinde karar vermesi yeterlidir. “Ben artık kendimi seçiyorum” diyebilmek, yeni bir hayatın ilk cümlesi olabilir.
Unutma, hayatında kapanan her kapı son değildir. Bazı yollar seni kendine götürür. Bazı ayrılıklar seni özgürlüğe taşır. Bazı hayal kırıklıkları, aslında gerçeği görmeni sağlar.
Ve bazı “artık yeter”ler, yıllardır beklediğin huzurun başlangıcıdır.
Öyleyse bugün kendine bir söz ver.
Seni tüketen şeylere sınır koy.
Seni küçülten sözlerden uzaklaş.
Karşılıksız bekleyişleri bırak.
Kendini sürekli açıklamak zorunda olduğun yerlerden çık.
Ve en önemlisi, kendini bir başkasının sevgisine muhtaç hâle getirme.
Çünkü sen, biri seni seçtiğinde değerli olmadın.
Sen zaten değerlisin.
Artık yeter demek, hayata küsmek değil; hayatını yeniden sahiplenmektir. Geçmişi inkâr etmek değil, geçmişin geleceğini belirlemesine izin vermemektir. Herkesi affetmek değil, önce kendini affetmektir. Her şeyi unutmak değil, aynı yaraya bir daha isteyerek dönmemektir.
Bazen insanın hayatındaki en güçlü cümle, en kısa cümledir:
Artık yeter.
Ve o cümleyi söyledikten sonra insan ilk kez gerçekten kendisine kulak verir.
Belki yol uzun olacak.
Belki bazı geceler zor geçecek.
Belki geçmiş yeniden kapını çalacak.
Ama sen artık nerede duracağını biliyorsun.
Çünkü bazı şeylerin sonu, aslında insanın kendisine yeniden kavuşmasıdır.
Artık yeter.
Bundan sonra biraz da kendin için yaşa.
Biraz kendin için gül.
Biraz kendin için umut et.
Ve ne olursa olsun, kendini bir daha yarı yolda bırakma.
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
