Bugun...


Halise TEKBAŞ

facebook-paylas
ÇOCUKLUĞUMUN ESKİ ADANA’SI VE MEYDAN MAHALLESİ
Tarih: 12-10-2026 18:23:00 Güncelleme: 12-10-2026 18:36:00


Çocukluğumun
​Adana denince aklıma beton binalar, bugünün kalabalığı gelmez; benim aklım hep o eski, masum Adana’da, çocukluğumun geçtiği, büyüyüp yetiştiğim Meydan Mahallesi’nde kalır. Mahallem benim orası çünkü; köklerimin, anılarımın, ilk sevinçlerimin ve hayatı öğrendiğim toprakların evidir. O eski günleri, o sıcak dostlukları, sokağın tozunu yuttuğum anları öyle bir özlüyorum ki... İçimdeki o hasret hiç dinmiyor.
​Pırasa Tarlaları, Sokaklar ve Çocukluk Oyunları
​Meydan Mahallesi’nde sokaklar bizim kocaman oyun bahçemizdi. Akşama kadar dondurucu sıcakta veya güneşin altında yorul bilmeden koşar, toz toprak içinde kalırdık. Mesela evimizin yakınlarında kocaman bir pırasa tarlası vardı; arkadaşlarımla o pırasa tarlasına gider, yeşillikler arasında saklanır, oyunlar oynardık. Oralarda ip atlar, seksek çizer, taştan kaleler yapar, mahallenin sesini cıvıl cıvıl çınlatırdık. Arkadaşlarımla özgürce sokaklarda top koşturduğumuz o günler ömrümün en güzel çağlarıydı.
​Hele mahallemize o dönemin neşesi olan ayılar oynatıcılar geldiğinde yer yerinden oynardı. Hayretle, biraz da tatlı bir korkuyla seyrederdik o anları. Çocuk kalbimizle ne kadar da heyecanlanırdık!
​Babamın Fileli Radyosu, İlk Teyp ve Plaklar
​Çocukluk anılarım gözümün önüne geldikçe teknolojiyle ilk tanıştığımız o masum günler sızlar içimde. Babam ilk bize, ben çok küçükken, önü fileli gibi duran harika bir fileli radyo almıştı; o radyoyu hiç unutmam, bizim için adeta sihirli bir kutuydu.
​Aradan yıllar geçti; bir gün yine babam eve radyoya benzer, daha önce hiç görmediğimiz gizemli bir şey getirdi. Merakla bakıyorduk. Babam gülerek "Hadi konuşun" dedi. Konuşurken sesimizi kaydediyormuş meğer! Plak değil, bir teyp idi o. Kasedin bir taraftan diğer tarafa sarılışını büyük bir hayranlıkla izlerdik.
​1973-1974-1975’li yıllarda ise plaklarla tanıştık. Evimizde plakçalarımız vardı, muhteşem şarkılar çalardık. Annemin ismi Fidan’dı; Tülay’ın o dönemin unutulmaz "İkimiz bir fidanız" şarkısını evimizde durmaksızın çalardık. Niye mi? Şarkıda annemizin ismi geçiyor diye nasıl da mutlu olur, gururlanırdık!
SAÇDA SICAK SIKMALAR...
​Eski Adana evlerinin avlularında hayat bir başka akardı. Avluda büyük kazanlar kurulur, çamaşırlar kaynatılarak yıkanırdı. Başka günlerde ise mis kokulu hamurlar yoğurulur, ekmekler, börekler ve nefis sıkmalar yapılırdı. Yapılan o güzel hamur işleri sadece bize değil, komşulara da tabaklarla ulaştırılır; komşularımız gelip birlikte yer, o lokmaları paylaşmanın huzurunu yaşarlardı.
​Merhametli İnsanlar ve Meydan Mahallesi’nde Ramazan Akşamları
​Babam çok iyi bir insan, dürüst bir inşaat ustasıydı; kendi işini yapar, kocaman yüreğiyle hep merhamet safrdı etrafına. Annem de öyleydi. Komşularımız da bir o kadar iyiydi; kötülük kalplerinden geçmezdi, kavga nedir bilmezlerdi. Kim ne yemek yapsa, kokusu komşuya gider, hemen bir tabağı diğerine ulaştırılırdı.
​Ramazan ayları Meydan Mahallesi'nde bambaşka bir coşkuyla yaşanırdı. İftara doğru damlara kilimler serilir, iftarlıklar özenle hazırlanır, hep birlikte o anın gelmesi beklenirdi. Evimizin hemen dibinde, duvarın hemen yanında bir cami vardı Meydan Mahallesi'nde; ezan sesi doğrudan evimize, kulağımıza dolardı. O ezan sesini büyük bir heyecanla beklerdik. Sıcak yaz günlerinde büyük kovalarla buzlu sular hazırlar, oruçluyken o buzlu suyu içtiğimiz anların serinliğini ve lezzetini ömrüm boyunca unutamadım.
​Bayram Sabahları ve Kınalı Eller
​Bayramlar o eski Adana’da fevkalade bir büyüydü. Mahalle aralarına o eski, ahşap dönme dolaplar kurulurdu. Bayramda topladığımız harçlıkları cebimize bastığımız gibi koşa koşa o dönme dolaplara binerdik. Gökyüzüne doğru yükselirken rüzgar yüzümüze vurur, dünyanın en mutlu çocukları olurduk.
​Bayram sabahı erken kalkılır; önce canım annemin, babamın ellerini öperdim. Ardından amcamın, sonra komşularımızın kapısını çalardık. Çocuktuk ya; ellerimize yakılan kınaları birbirimize gururla gösterirdik. Sokak sokak gezerek büyüklerin ellerini öper, şekerler ve harçlıklar toplardık.
BÜYÜRKEN ÖĞRENİLENLER: DANTELLER VE NAKIŞLAR
​Yıllar geçip biraz daha büyüyüp genç bir kız olduğum dönemlerde, mahallemizdeki komşumuzun kızıyla bir araya gelip dantel örmeyi, nakış işlemeyi öğrenirdik. Elimizi attığımız her el emeği, o dönemin sabırlı ve üretken ruhunu yansıtırdı.
​İçten Canım Adana'm
​Hey gidi Adana'm, canım Adana'm,
Toprağında bereket, bağrımda sılamsın.
Seyhan'ın coşkun akar, silinmez yazın,
Yüreğimde tütersin, canım Adana'm.
​Taşköprü şahittir eski günlere,
Gönüller bir idi, sığmaz yollara.
Ne çok şey sığdırdık o güzel yıla,
Hasretin kor yakar, canım Adana'm.
​Kapanış
​Şimdi o eski günleri, pırasa tarlalarını, fileli radyoyu, o komşularımızı, o neşeli sokakları arıyorum ama hiçbiri yok artık. O güzel insanlar Hakk'ın rahmetine kavuştu; geriye çocuklarının, torunlarının sesleri ve bizim hafızalarımız kaldı. Geri dönmek mümkün değil bilirim, ama her hatırladığımda yüreğim titrer, gözlerim dolar.
​Ne mutlu o eski Adana'yı görenlere, o tertemiz dostlukları yaşayanlara. Çocukluğumun Meydan Mahallesi, kalbimin en baş köşesinde hep o eski, güzel ve masum haliyle yaşamaya devam edecek.


Bu yazı 250 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI