Bir ateş yansa diyorum / pınarlı bir yaylada / Dumlupınar’da
İnsanım doğrulsa sisin pusun içinden / yurt topraklarına baksa
Bu dil / bu emek / bu türkü / bu zeytin teri
Bu nice nakışlı halının / kilimin yeri
Halkım derlenip toparlansa / atsa üstünden bu yurdu / bu kültürü kirletenleri
Boyun eğmek yok
Bu diş / bu tırnak / bu yürek süngüsü
Güz geliyor / bağ bozumları / harmanlar kaldıracağız daha
Davullar zurnalar çalacağız dağlarda / ovalarda
Kız saçı gibi tütün Bitlis’te / Çukurova’da turunç kokusu
Esaret yakışmaz bana / yalvarıp yakarmak uymaz yiğit fermanıma
Topu / tüfeği / gemisi / gelsin yedi düvelin hepsi
Ne tahsildar kırbacı / ne mültenzim zulmü sökmez
En önce benimdir bu topraklar
Efendisidir denmiştir bir kez / üreten emekçi
En önce en yüce değer emeğindir
Omuz omuza versin Memetler / Fatmalar
Omuz omuza versin Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı Çerkez’i
Horasan’dan gelir Türkmenler
Oğuz boylarından / Hazar kollarından seslenir Ahıskalılar
Selanik’ten sarı saçlı / mavi gözlü bir komutan
Bir daha / bir daha gel Samsun’dan
Yeter olsun bu yağma / bu talan / bu yangın
Bu zulüm / bu terazisi kırılmış / zulme oyuncak olmuş adalet
Dur diyelim bezirgânların kirli emellerine
Haydi doğrulun / gün o gün / bir ses / bir ışık katın
Dumlupınar’dan esen seher yellerine
Gün aydın olsun yurdun gerçek sahiplerine…